sözlük yazarlarına asılan yazarlar

teb tengri
zaman ne gösterir bilinmez ama eski formuma kavuşursam... bir ihtimal, belki, hani kafam eserse ki her an esebiliyor, yani ruh halime göre, ayağım ağrımaz, saçım rüzgarda bozulmazsa, bardak çanak takımım bozulmazsa, zengin erkek fakir kız dizileri çekilmezse, haber kanalları taraflı olmazsa... yani işte bu durumlarda bir yazara yürürüm.

(bkz:artık o eski ben ben değilim)

yazarların karantinada yaptığı şeyler

galatadanuctum
alışveriş normal zamanlarda bile benim için işkenceyken bugün daha da sinirlerim bozuldu.

markete girdim. reyonları gezerken, bir ihtiyar ben yaklaştığımda tedirgin oldu. birbirini süzen iki kovboy gibi dikkatlice geçtik. biraz sonra başka reyonda tekrar karşılaştık. ihtiyarı ürkütmeyeyim diye yine yol değiştirdim. sonra skerler böyle işi diye bazı eksikleri tamamlamadan çıktım.

hanımın siparişi üzerine şu zincir kuruyemisçilerden birine girecektim. kapı açılmıyor aq. tabi haberleri seyretmezsem boyle armut gibi zorlarım kapıyı. meger kilitlemiş ipneler sayıyla alıyorlarmış. kapıda göt gibi beklemeye başladım. birkaç kişi daha geldi. kapı açılınca 3 kişinin çıktığını gördüm ve içeri girdim. eleman beni durdurdu ve hâlâ kuralı hatırlatıyor. " çıkanlar oldu " dedim. götlek bana inanacağına kasadaki arkadaşından onay bekliyor. yalan borcum var sanki pezevenge.

içerde işimi hallettim ama tartı sırası gelince tartı bozuldu tabi. hallettiler derken iki kıro sıramı kaptı doğal olarak. olabilir dedim sonuçta yarakkafalı olmanın cezai bir yaptırımı yok. kasaya gelince aldıklarını kasada bırakıp, kasiyeri bekleterek eksiklerini tamamlamaya çalışan dallamaları da atlattıktan sonra iki ayrı esnafa daha uğradım.

onlarda da biraz kaziklandiktan sonra eve attım kendimi.
2

zeka

galatadanuctum
cesaret olmadan tek başına işe yaramıyor. zeki insan korkak olunca istediklerini hayata geçiremiyor.

istediklerini yapan cesur insan, zeki olmayınca yaptıkları sadece felakete yol açıyor.

cesaret ve zeka beraber gücü oluşturuyorlar.
1

tarot

pamuk sekeri
hiç inanmadığım, inanana saygı duymaya çalışsam da birtakım kartlara bakarak hayatıyla ilgili bir şeyleri oradan öğrenmeye çalışma acizliğine düştükleri için kendileri adına üzüldüğüm şey.

entry silmek

harmonia🛡️
Kolay kolay yapmadığım eylemdir. Bir sözüm varsa sonuna kadar arkasında dururum. Hatta ve hatta bugüne kadar kimsenin yüzüne demediğimi arkasından demedim. Hele ki eksi alıyor diye entry silenlerden hiç olmadım.

onaylanma ihtiyacı

harmonia🛡️
Bu konuda önceden de yazmıştım ama bir iki satır daha karalamak istiyorum. Sanırım bu ihtiyaç en çok sevgi eksikliğinden ortaya çıkıyor. Ailesi tarafından sevilmemiş, kimsenin takdirini alamamış insanlar ufacık bir sevgi kırıntısı için yavru köpek modunda ortada geziniyorlar. Kim önüne bir kap onay bıraksa onu son zerresine kadar yalayıp yutup ardından hep fazlasını istiyorlar. Nefes aldım teşekkür et, sana baktım teşekkür et, bir kuple konuştuk harikasın demen gerekiyor. Bu tip insanlar üzerine enerji vampiri de oluyorlar. Tanrı, Allah ve tüm yaratıcılar bizi bu zararlı canlılardan korusunlar, amen.

fil hikaye

teb tengri
cidden! o ne durumda? yaşıyor mu? yaşıyorsa nerede? ah... başım öylesine sızlıyor ki, kahrolmuş olan şu siyah bulutlu dünyayı yeteri netlikte göremiyorum bile. cidden şu an yaşıyor muyum? buna yaşamak mı deniyor? dediğim gibi son nefesimi vermeyi tercih ederim, onunla birlikte.

siyahlarını giymiş dünya, ne kadar uğraşsan da beyazlamıyor artık.

az ileride. eğer içeri alınırsam neleri alıp alamayacağıma bakabilirim. iri yapılı şu adam, her geldiğimde dışarıda bekliyor, bu beni şaşırtıyor çünkü bu durumda dışarıda vakit geçirmek pek de güvenilir ve doğru değil.
çantamdaki işe yarar şeyleri adamın yanındaki masaya bırakmak zorundayım ki hiçbir şeyi çalmayacağımı, satınalacağımı anlayıp beni içeri alsın.

rafların arasından çatık bakışlara rastlamak çok normal, sonuçta her şeyle savaşılıyor dünyada. kim benimle savaşmak ister bilmiyorum ama çaprazımdaki şu grubun bana bakıp fısıldaştıklarını hissedebiliyorum. bu beni tedirgin ediyor, geçen tartıştığım grup olma ihtimalini göz önüne alarak elimi cebime atıp bıçağımı sıkıca kavrıyorum. "sen?" diyor zayıf bir ses, uzun zamandır da yabancı olduğum bu ses çok tanıdık. kafamı çevirip baktığımda beni incelediğini görmek adrenalin seviyemi arttırıyor ve "sen!" diyerek karşılık verebiliyorum.

"kardeşim, sen misin?" elleri yüzümdeki peçeyi çekiştiriyor, gruptaki herkes "o, bulduk onu o. kardeşimizi bulduk." diye bağırıyor.
kardeşim lafı? en son 2 yıl önce duydum bunu, "kardeşim, kısa bir süre. hepimiz geri kavuşucaz." demişti en son. arkadaşlarım, onları bulmak... sanki başım dönüyor, sanki sesleri yeteri kadar duyamıyorum, başım ağrıyor. yer ayağımın altından kayıyor.

yalarım seni

erlik
yaklaşık bir saattir aramızdan biri tarafından bu şekilde taciz edilmekteyim. ifşalarım diyorum yok, sal diyorum yok. sayın yalayıcı, sözüm sana:
savcılığa verildiniz, iyi geceler.
5

işaret dili

teb tengri
fil sözlük yazarlarımıza eğitimini verebileceğim, ülkecek öğrenmemiz gereken bir iletişim biçimi.

işitme engeli olan kişiler üzerinde birçok araştırma-inceleme yapılmıştır ve bunların sonucunda birçok ilginç bilgiye ulaşılmıştır.

- işitme engelli birisi işaret dili ile iletişim kurarken yapılan harekete değil, sesli iletişimdeki gibi karşısındaki kişinin gözlerine bakar.
- işitme engelli kişiler işaret dili ile iletişim kurarken beyinlerinin konuşma yetisine sahip olan kısmının çalıştığı görülmüştür. bu da alanında uzman onca insanı şaşırtmış bir bilgidir.
- işaret dilinde kullanılan işaretlerin birçoğunun anlamı genel kültüre dayalıdır ve bu sayede işaret dili eğitimi insanlarda kalıcı olabilir.
- işaret dili ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. farklı ülkede yaşayan, işaret dili bilen her işitme engelli aynı biçimde iletişim kurmaz ve birbirlerini anlayamazlar.

yaşına başına bakmak

teb tengri
üniversiteye başladım, ikinci hafta biriyle tanıştım. 30 yaşında bir kadın, "ilk defa üniversite okuyorum ablacım." demişti. babası okutmamış, babası ölmeden önce de yemin etmiş okumaya. babası öldükten bi 10 yıl sonra sınava girmiş ve başarmış da.
geçen dönem konu anlatıyoruz ikimiz, arkalardan bir ince ses "sen önce yaşına başına bak." dedi, kimin söylediğini bulamadık ama biliyoruz da hani.

birkaç hafta önce amcanın biri bana yaşımı sordu otobüste, yaşımı söyledim ama kafamın içinde yaşım ve sesim bir sağa bir sola çarpıyor. ben kendimi hep 14 yaşımdaki halimle hatırlıyorum, ötesi yok ama gerçek yaşım beni bi afallattı.

hastanenin tuvaletine girdim. yaşıma baktım, başıma baktım. kızıl saçlarımın tam dibinde beyazlar görünüyordu. ben daha çok gencim, 20 yaşlarının başındayım.
anlayacağınız, yaşımıza da başımıza da bakarız ama siz dediniz diye değil.

kompleksinizde boğulun.

doğru insanı bulmak

sacmasapanseyler
hayatımız boyunca bizi tamamlayabilecek birini, kısacası ruh eşi dediğimiz kişiyi arayıp bulmak isteriz. bu genel olarak büyük bir yanılsama olsa da kendimizi eksik hissettiğimiz için bir şekilde eksik parçayı bulmak isteriz. bunun sonucunda üzüntüye düşenler de olur bu hazzı tadanlar da. bu tamamen kişiye bağlı. doğru insanı bulmak, hayatımızda kullanabileceğimiz en büyük şanslardan biri. tabii bu şansı ne yönde kullandığımız da çok önemli. sigmund freud abimiz çok doğru bir söz söylemiş bunun için: “herkes doğru insanı bulmak ister, yanılmamak için. oysa kimse uğraşmaz, doğru insan olmak için.”
doğru insanı bulmak için doğru insan olmak şart.

erkek ve kadın ilişkileri

galatadanuctum
erkekler minimum maliyetle maximum fayda elde etmeye odaklanırlar. yiyici hayırsız evlat gibi aldığı duyguları iç ederler. çoğaltmayı düşünmezler. varsa yerler, yoksa beklerler. demek istediğim verdikleriniz karşılığında olumlu dönüş beklemeyin. sizin verdikleriniz kendisi için küçük zaferlerdir sadece. siz vermemişsinizdir, o hak etmiştir.

kadınlar toprak ana gibi verdikçe çiçek açarlar. bir alsalar beş verirler. dönüşürler, dönüştürürler. erkeklerin de aynı şekilde mutlu olacaklarını düşünerek geri dönüşlerinde hep fazlasını vermeye çalışırlar. bu erkek için hiç ama hiçbir şey ifade etmez. bu yanlışı tekrar edip durmayın. sonra ağlıyorsunuz.
1

ten renginin giderek kararması

teb tengri
birkaç yıl önce denize gidelim dedik, hazırlıklar yapılıyor falan... dayım geldi, "oo yienim hayırdır?" dedi. "denize gidiyoruz dayı, hadi sen de gel." dedim, "yok yienim ben işe gidecem amma sana akşam bi güneş kremi getireyim de yanma denizde." dedi. biliyor cildimim hassas olduğunu.
akşam oldu, yemeğe oturduk, dayım çantasından çok güzel kokan bi güneş kremi çıkardı. attım onu da valize.

denize gittik, çıkardım kremi sürdüm her yerime ama görmeniz lazım... öyle sürdüm ki, sürmediğim yerim kalmadı. akşama doğru eve geçtik, aynadan bi baktım kendime... acaba gözüm mü bozuldu iyice dedim, bidiğiniz hem kırmızı hem de siyah bir şey olmuşum.

o günden sonra iyice karardım, güneşe ne zaman çıksam daha da kararıyorum. hayatımla beraber tenim de kararıyor işte.
1

fil sözlük yazarlarının fotoğrafları

tonio kröger

o kadar sıcak ki, bu şapkayı kafama takmak zorunda hissettim.
ve perde açılır...
anonim kişilik ortaya çıkar.
sahne ışıkları...
bu güzelliği herkes bilmeli.
tek yapmam gereken galerimden bir fotoğraf bulup buraya yüklemek.
o halde paravan açılsın.
dıt dıt dıdıdı dıdıdıdı...
açılıyor...
açıldı.
çok etkileyiciyim, sizce de öyle değil mi?

yanlışlıkla entry eksilemek

teb tengri
dolma kalınlığındaki parmaklarım ile arada sırada yaptığım şeydir.

"ayyy... eksiledim kız, aaaa. hemen alayım da bari eksiyi kimse görmesin." diyerek telaşa kapıldığım, bu sebeple de eksiyi asla geri alamadığım olmuştur.

birkaç entry +larken yanlışlıkla harmoniam'ı eksilemiştim, çok telâşlandım çünkü o kimin ne oy verdiğini görebiliyor ve ben aşkitomun üzülmesini istemedim.

ama bu durum bir bilerek entry eksilemek değildir.
1

aşkım valla ilkim sensin

teb tengri
hayatıma girecek aptal insana diyeceğim şeydir.

"aşkım valla ilkim sensin, sen ilk hatamsın." diyerek cümlenin devamını getirebilirim ama ben ki koca teb tengri, hayatıma aptal birisini alırsam bu ilkim ve son hatam olacaktır.

bu arada ben spor alanında epey uzmanımdır. bisiklet binmeyi de fazlasıyla severim. canımı sıkan olursa o bisikleti, o kişinin gö-z-(t)üne sokarım.

the rope

galatadanuctum
deneysel, özgün, deli işi, ilklerin yapıldığı bir filmdir.

tek mekân filmi olduğunu biliyoruz ama filmi değerli ve eşsiz kılan, alfred ustanın 80 dakikalık filmi kesintisiz, tek çekimde prova yapmadan gerçekleştirmiş olmasıdır.

doğal olarak filmde anlatılan olayda 80 dakika içinde gerçek zamanlı yaşanmaktadır. film makaraları 10 dakikalik olduğundan, filmi değistirmek için kamera bir anlığına duvara döner ve film farkedilmeden değistirildikten sonra kamera, sırtı dönük oyunculara yaklaşarak kaldığı yerden devam eder. izleyici bunu farketmez bile.

genelde film akışında veya sonlarda işlenen cinayet burda filmin başında işlenir. cesedin yerini sadece seyircilerin bilmesiyle hitchcock filme izleyiciyi de dahil eder. kamera tek mekanda temponun düşmemesi için devamlı hareket halindedir.

senaryosu da ilginçtir. 1924 yilında nietzche'nin üstün insan felsefesinden ve böyle buyurdu zerdüşt eserinden etkilendiği söylenen iki üniversite öğrencisinin işlediği gerçek bir cinayet olayına dayanır. 1929 yilında tiyatroya uyarlanan bu olay aynı zamanda yüzyılın cinayeti olarak da nitelendirilmiştir.

kısacası izlemeden ölmeyin.

sözlükte kaos

teb tengri
en sevdiğimdir.

kaos varsa teb tengri eksik kalır mı? asla, kalmaz.
göbek adım kaos benim, yazdığım sözlükte kaos olmazsa sorun var demektir.

teb tengri: ka-os, kaos kaos!
kaos: selam yazarlar...

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol