confessions

betty blue

1. nesil yazar - Azimli

  1. toplam entry 18
  2. takipçi 2
  3. puan 1210

betty blue

betty blue
37°2 le matin
aynı adlı romandan uyarlanan 86 yapımı film. borderline gerçeğinde, acısında, tatlılığında bir yapım.
baş kahramanı betty, Béatrice Dalle tarafından canlandırılan, çekici, güzel, çirkin, hevesli, yırtıcı, dişi, dişli, yorulmayan, bıkkın, sıkılmış, mutsuz... uçlardaki bir kadın. sanırım en doğru sıfat 'dişli'. aşkı da, nefreti de dişli. sevinci de, hüznü de dişli.
hem oyuncuları, hem görüntü yönetmenini dakikalarca ayakta alkışlamak istiyorum film her aklıma düştüğünde. erotizmi, seksapeli, tutkuyu hem de şefkati, saf sevgiyi ne güzel yansıtmışlar... bir akıl hastalığının pençesinde 'aşk' olgusu nasıl kıvranır, nasıl acı verir aşıklara; film bunun resmini yansıtıyor. paylaşım nedir, bir hayat nasıl paylaşılır eğitimi niteliğinde. delirerek ölmekten korkarak yaşayanların, korkunun gerçekten daha beter olduğunu bilenlerin canını fazladan acıtacak bir eğitim bu. korkunun paylaşılabilirliğini sorgulatıyor.
mutlu bir aşk öyküsüne inananları hüsrana uğratacak bir yapım. 'ama neden?' dedirtecek. 'böyle olmak zorunda mıydı?' dedirtecek. evet, böyle olmak zorundaydı.
güzellik algınızı sorgulamanıza sebep olabilir, zira karakterler özellikle günümüzde 'güzel' denilecek fiziğe sahip değiller. fakat ekrandan size yansıtabildikleri enerji o kadar tuhaf, o kadar çekici ki. güzellikten öte bir şey var seyirciye verilen.
filmin her sahnesi ayrı bir fotoğraf, ayrı bir haz unsuru. ve müzikler... tavsiyemdir.

lou andreas-salome

betty blue
“Almanca konuşulan topraklarda 150 yıldır hiçbir kadın Lou von Salomé kadar güçlü ve dolaysız bir etki yaratmamıştır.” -Kurt Wolff
---
rus asıllı ilk kadın psikanalist, yazar. zürihte teoloji, felsefe ve sanat (tarihi) okudu. Salome, Frederich'le(andreas) evlenerek bir analiz evliliği yaşadı.Ve hakkında incelemeler yazdı. özellikle narsisizm konusunda yaptığı betimlemelerle Freud'u bile kendisine hayran bıraktı. Aşk, din, felsefe ve psikoloji alanında yüzlerce makale yazdı ve 15'i roman 19 kitabı yayımlandı (ilk romanı tanrı ile savaşım'ı 24 yaşında yazdı). Berlin'de bir dönem bir sanat grubu içinde yer aldı bu dönem çeşitli sanat dergilerinde yazılar yazdı. Bu dönemde ortaya çıkardığı en önemli eser 'İbsen'in Kadınları'dır.
Yaşadığı yüzyılın entelektüel merkezleri Petersburg, Viyana, Berlin, Münih ve Paris'te geçmiş; sanata, yazına, felsefeye adanmış yetmiş altı yıllık bir ömür, romanlar, şiirler, oyunlar, felsefe yazıları, bilimsel çalışmalar, düşünmeye, yazmaya ve yaşama dört elle sarılmış bir kadın.
----
magazinsel durumlar
(bkz:femme fatale)
Nietzsche, Freud, PAUL REE ve Rilke ile beraberlikler yaşamış, deyim yerindeyse her birini sürüm sürüm süründürmüştür. tüm insanlığın hala hayran olduğu bu adamları zekasıyla ve entelektüel birikimiyle kendine aşık etmiş, hayran bırakmıştır.
17 yaşındayken papaz Heinrich Gillot'a tutkuyla bağlanır. Gillot onun için; dinler tarihi, felsefe, metafizik demekti. Gillot onun için; Kant, Leibniz, Rousseau, Voltaire'e uzanan yol demekti. Gillot'dan Paul Ree'ye, Andreas'a kadar yani otuzlu yaşlarının sonuna kadar Hiçbir sevgilisi ve aşığı ile cinsel bir birliktelik yaşamadı. Rainer Maria Rilke'ye dek. ''Lou Salomé, kendini “ben” olarak tanımlayabilen, hayatın karşısında tüm 'ben'cillikleriyle durabilen, yaşamı 'kendi ideal durumlarına' göre yaşayabilen ender insanlardan biridir. Freud, Ree, Rilke ve Nietzsche ile dostluğu konuşuldu çoğunlukla. Etrafındaki entelektüel çevre üzerindeki çarpıcı etkisi, onun hayatın karşısında 'kendi ideal durumuna' göre yaşama cesaretini göstermesinden kaynaklanıyordu.'' Salome, evliliği sevginin katili olarak görüyordu. Paul Ree ve Nietzsche tarafından kendisine gelen evlilik tekliflerini de bu yüzden reddetmişti. Salome yalnızca Frederich Andreas'ın intihar tehditinden etkilenip onunla evlenmeye karar verdi. Eğer teklifini kabul etmeseydi, Frederich intihar edecekti. 30'lu yaşlarında yaptığı evliliğinde kocasının da bilgisiyle flörtlerine devam etti. bu flörtlerin asıl amacı kendini donatmaktı, tamamı entelektüeliteye dayalıydı.(bkz:sapyoseksüel).
(bkz:tomris uyar) başlığında da bahsettiğim gibi, yazılarından çok aşklarıyla gündeme gelen kadınlardandır. adını ilk olarak irvin d. yalom'un nietzsche ağladığında romanında duyup karşıdan karşıya aşk beslediğim kadın. erkekleri kişisel gelişimi için kullanmış, belki de magazinsel karakter haline gelmiş olması bu beslenmenin karşılığıdır.
---
ölmeden önceki son sözleri: ''Düşüncelerimi serbest bıraksam, aklım kimseyi bulmaz. Tüm bu olup bitenden sonra, en iyisi ölmek.''

tomris uyar

betty blue
türk öykü, deneme ve eleştiri yazarı, çevirmen.
yazıları varlık, dost, papirüs, yeni düşün, argos, adam öykü, gösteri, gergedan gibi dergilerde yayımlandı. özellikle 66'dan sonra papirüs dergisine verdiği ürünlerle adı duyuldu. altmıştan fazla çevirisi kitaplaştı. bol ödüllü, bol eserli kadın. günlükleri 'gündökümü' adı altında kitaplaştı.
yazar notu: (bkz:Lou Andreas-Salome)'yi andıran.
bu kadınların en büyük ortak yanı erkeklerin gölgelerinde kalmış olmaları. lou salomé'nin rilke, nietzsche, freud gibi isimlerle; tomris uyar'ın ise bir üst entrye girilen isimlerle birlikte anılmasına karşın ikisi de kalemi güçlü kadınlardır. niteliklerinden, yeteneklerinden, akıllarından ziyade magazinsel yanlarıyla dillerde olmaları içime dert olan kadınlar
ikisi de çok, çok güzel ve zekiler. ikisinin de çok kıvrak espri yetenekleri ve alaycı(synical) tavırları olduğu söylenir. bana aşık olmaktan, aşkı aramaktan ve belki de daha önemlisi yaşamaktan korkmayan kadınlar gibi geliyorlar
---
Sen uyuyordun, bilemezsin. Kaç sigara içiyorum üst üste, kaç eski gazete okuyorum ilânlarına kadar. Her sabah kaç bin güçlükle alışıyorum önümdeki güne, getireceklerine.

ideal yönetim biçimi

betty blue
(bkz:meritokrasi)
bir yönetim biçimi olarak meritokraside; yönetim gücü, yetenek, kişinin bireysel üstünlüğü ve liyakata dayanmaktadır. Yani bu yönetim şeklinde idare gücü üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır. Meritokraside kayırma yoktur ve özellikle kamu yönetimi gibi kritik noktalarda bilgili ve yetenekli kişiler seçilir.
''Liyakat sistemi (merit system), siyasî kayırmacılık sisteminin uygulamada olumsuz sonuçlar vermesi neticesinde ortaya çıkan bir sistemdir. Sistem, 1883 tarihli “Pendleton Act”'in ABD'de uygulanmasıyla başlanmıştır. Kayırma sisteminin ortaya çıkışından itibaren geçen zaman içinde devletin rolü büyük ölçüde değişmiştir. Devletin geleneksel düzenleyicilik işlevleri hem hacim yönünden katlanarak artmış, hem alan itibarıyla son derece genişlemiş; bunun sonunda devlet yeni ve büyük sorunlar üstlenmiştir. Devletin bu yeni görevlerini yerine getirebilmek için modern kamu personeli, zamanımızın sosyal, ekonomik, bilimsel ve teknik problemlerini çözme gücüne sahip olmalıdır. Bu ihtiyaçlarla ve sorunlarla karşı karşıya kalan devlet, bunları çözümleme sorumluluğunu üzerine almış ve “liyakat sistemini” geliştirmiştir.''
''İngiltere merkezli Meritocracy Party, beş maddeden oluşan bir manifesto yayımlamıştır. Bu maddeler şu şekildedir:
Kayırmacılık yoktur: Ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
Yandaşçılık yoktur: Başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
Ayrımcılık yoktur: Cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. Yetenek her şeydir.
Eşit imkânlar: Herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
Tatminkar erdemler: En başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.''
yazar notu: izmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir demiş cemil meriç. aynı ana fikirden hareketle, ideal yönetim biçiminden bahsedilemez. siyasetin, politikanın, sosyal hayatın, vb. ancak halkın dönemsel ihtiyaçları doğrultusundaki 'ideal' hallerinden bahsedilebilir.

ilginç kablosuz ağ isimleri

betty blue
aybusbilgus
Caprazdairedekiamca
ortakaranıyor31/3: ilginç değilse de fukara öğrenci evlerinden bir örneği
edit:
winxclup, w ve c harfleri büyük: üst katımda 3 kadın oturuyor, onlar diye tahmin ediyorum...
baglantiyok: sanırım genel bir çakallık denemesi
gizliag: üst maddeyi görmüş ve arttırmış...

meritokrasi

betty blue
(latince)merēre: "hak etmek, layık olmak" / (ing.)merit ve (fr.)mérite : "yetenek, haslet"
(eski yunanca)kratos: "güçlü, sert, yiğit" / (fr.)+crate ve (İng.)+crat -bileşik adlarda-: ''güçlü, muktedir'' sözcüklerinden türemiştir.
kişinin sahip olduğu eğitim ve yeteneğine bağlı olarak pozisyon elde edebildiği sistemdir. kişi sosyal ve ekonomik statülerini hak ederek kazanır. belirleyici unsur ise liyakattir

marjinal

betty blue
(bkz:karşı kültür) mensubu birey/grup
foucault, politik mücadelenin merkezine bu grubu yerleştirir. ona göre (bkz:rızanın üretimi) söyleme(iktidarın dil aracılığıyla yeniden üretilmesine) bağlıdır. söylem, insanları şekillendiren her şeyi kapsar. ideolojiyi sağlayan en önemli şey de sürekli ürettiğimiz söylemlerdir.
bu öyle güçlü ve karmaşık bir yapı ki, karşıt bir söylem oluştursak bile, en belirgin noktası o(karşı çıkılan) söylemdir ve onu baz alarak karşısında durulamaz.
bunu yapmanın yolu marjinallerden geçer. çünkü sistem ancak marjinallerin olduğu yerde hata verir ve biz ne yapacaksak o hatalarla yaparız.