confessions

seh

1. nesil yazar - Tecrübeli -

  1. toplam entry 98
  2. takipçi 9
  3. puan 3796

islam eşcinselliği lanetliyor

seh
Bizler Allah 'ın kullarıyız.Diyanet ise bir devlet kurumu.Apolitik olmayan, okuyan, sorgulayan, her bireyin devlete, devletin kurumlarına az veya çok güveni her zaman eksiktir.bu kaçınılmaz bir gerçektir.Sadece Türkiye de değil bütün Dünya da böyledir.Devletin kurumlarına güven eksikliği yaşıyorsanız söyledikleri ibareleri yine açıp okuyarak çürütebilir veya destekleyebilirsiniz.Lgbt lı bireylerin ötekilestirilmesine toplumun bir ferdi değilmiş gibi davranılmasına karşıyım ileride kendi çocuklarımızın sevdiklerinizin garantisi var mı.Hastalık olup olmadığı konusunda tam bi fikrim yok.ama bu durumu yaşayan bir çok arkadaşımın ortak ifadesi elimde değil hisle ilgili bir şey.yani kimse aa durun ben bi escinsel olayım demiyodur.fakat popüler lgbt kültürüne, gençlerin bu duruma özendirilmesine meydanlarda şov haline getirilmesine şiddetle karşıyım.Her zaman savunduğum bir şey var her şeyin olduğu gibi ahlakın da sınırları olmalı.Herkesin ahlak anlayışı farklı ifadesinin arkasına sığınarak edepsizlik ile özgürlüğün karıştırılmaması gerektiğine inanıyorum .Kuran-ı Kerim de eşcinsellerin lanetlediğini, tefsirini okuyan herkes bilir.Bence şuan en büyük sorun daha önce toplumun güvenini zedelemiş bir kurumun bunu üslupsuz bir şekilde dile getirmesidir.inançlı biri olarak kişilere kurumlara aldırış etmeden kendi inancımın gerekliliklerini yerine getirmeye çalışıyorum.Dinci ile dindar arasında kocaman fark var.dinciler dini kötüye kullanıyor diye faturasını islama kesmiyorum.Fakat, fakat sorarlar adama ensar vakfında çocuklara tecavüz edildiğinde sessizliginize bir lanet yok mu ? Kadınların taciz tecavüz ve katillerini serbest bırakmanıza bir lanet yok mu ? Vs vs.Peygamber efendimiz kendi yapmadığı hiçbir şeyi ümmetinden istememiştir.Önce kendi kapı önü bir süpürül meli pisliklerden arınmalı .

çocukken hayal edilen meslek vs bugünkü meslek

seh
3 yaşında izmir e gelen, okula başlayana kadar doğru düzgün Türkçe konuşamayan biri olarak eğitim hayatıma başlamıştım.okulumuzun müdürü babama kızın geçemez sınıfı daha Türkçe konuşamıyor, üstelik çok sıska, ezilir demişti.Hiç unutmam.Art niyetsiz söylediğini yüzündeki ifadeden anlamıştım ama yine de çok üzülmüştüm.Neyse bir şekilde kaydım yapılmıştı.okulun ilk günü öğretmen olacağıma ve asla öğrencilerimin kalbini kırmamayaya söz vermiştim.O kadar hırs yapmıştım ki okumayı ilk ben sökmüştüm, ilk hediyem, ilk kitabım bremen mızıkacıları, hala saklarım ,:) okuma yarışları yapardı öğretmenimiz hep 1. Olurdum.Sağolsun o da Türkçe yi geliştirmem için cok yardım ederdi.kürtçeyi unutacak kadar hızlı ve akıcı konuşmaya başladım.O kadar hızlı ve sürekli konuşuyordum ki herkes sen büyüyünce avukat olacaksın diyordu.Ailem de cok istemişti.Sonra bende avukatlığı hayal ettim.Kaptırdım kendimi.evde mahkeme salonlarında koşturduğumu hayal ederdim.Ama sonra verdiğim sozü çiğnersem mutsuz olacakmışım gibi hissetim.Sözümü tuttum öğretmen oldum.üstelik 3 yıllık meslek hayatımda hiç bir öğrencisini kırmayan bir öğretmen oldum.Klasik öğretmen anlayışını kırdım, hepsiyle arkadaş oldum.teneffüslerimi ve derslerimin ilk beş dakikalarını onları dinleyerek sorunlarını çözmeye çalışarak geçirdim.Not kaygısı gütmeden, her şeyin sınavdan iyi bir not almakla bitmediğini anlatmaya çalışarak, onların yanında olduğumu göstermeye calıştım .Yaramazlık yapan öğrencilere kızmak herkesin önunde rencide etmek yerine onları anlamaya, neden yaramazlık yaptıklarını öğrenmeye çalıştım.Amacım her şeyden önce iyi bir insan olmaları yolunda mücadele etmek.Ön yargısız, ötekileştirmeden.Hayvanları doğayı insanları sevmelerini ve saygı duymaları için elimden geleni yaptım yapacağım.bu satırlara sığamayacak kadar uzun, dramatik, yorucu ayni zamanda güzel bir süreçti benim için ögretmen olmak.Müdürün o gün tam Türkçe konuşamadığım için okuyamaz damgası yapıştırması o yaşta bana hayata dair çok şey ögretti.her şeyi öğrenirsiniz bazen bir öğretmene ihtiyaç duymadan bile.teknoloji çağındayız, her şey elimizin altında.Ama insan olmak olabilmek dünyanın en zor işi.insan sıfatını hak etmek için elimden geleni yapıyorum.İyi ki öğretmen olmuşum ben öğrencilerimin hayatına, onlarda benim hayatıma dokunuyor.Sadece mesleği yazıp geçeciktim, bu kadar uzun neden yazdım bilmiyorum, okuma zorunluluğu yok bu yüzden dostumla dertleşir gibi yazdım.Yazmanın iyileştirici gücünü de vurgulayarak uyuyorum.

dışarda telefon hoparlördeyken müzik dinleyen nesil

seh
Hala türü tükenmeyen bireyler.Liseye gittiğim dönemlerde mahallemizde bir çocuk vardı bakkala giderken telefonu kulağına dayayıp yüksek sesle müzik dinleye dinleye giderdi.hem de her gün.Bir de sürekli göz kırpardı her karşılaşmamızda buna şahit olurdum. çok uzun zaman kaba bi tabirle bana asıldığını düşünürdüm sonradan öğrendim ki tiki varmış :) tik istem dışı kas kasılmaları, ön yargıda bilinçli istendik davranışlar.Demek ki neymiş ; ödemeyi peşin yapacağız ama hükmü peşin vermeyeceğiz :)

twitter

seh
Şimdilerde boş beleş insanların mekanı olan uygulama.şu sitedeki kızlar benim getir götürümü yopomoz, favla senin hakkındaki düşüncemi soylocom,erkekleri göm, kadınları göm, dekolteli fotoğraf paylaşıp bilinçli vücut sergileyip mesaj atan erkekleri ss alıp sitede sapık yeaaaa.Küfur argo vs.oysa sosyal mecralarda en kaliteli oluşumlardan biri.Fikirlerini yazabilmek, başkalarının fikirlerini okuyabilmek, sentez yapabilmek için en uygun uygulama.

65 yaş ve üzeri için sokağa çıkma yasağı

seh
Sokağa çıkma yasağı uygulamasının 65 yaş üstü ile sınırlandırılmasının onaylayan ve yerinde bir yasak olarak nitelendirenlerin sebeblerini çok merak ediyorum.Bireysel hatta belki sadece bölgesel bir mevzu olsaydı ateş düştüğü yeri yakar mantığıyla susulurdu alışık olduğumuz bir durum.Ama bu sefer bütün dünyayı Türkiye' nin her bölgesini korku endişe paniğe sürükleyen bir proplem ile karşı karşıyayız. Her gün ölen ve vaka sayıları artarken bu kadar basit yasaklar ile toplumsal düzen sağlanabilir mi ? Bu ülkede sağlık ve huzur içinde yaşamak isteyen başkalarının canını da kendi canı gibi düşünen bir avuç insanın bu eleştirilerini vatan hainliği damgasıyla etiketlendirmek ne kadar doğru ? Tam da vatanımızı sevdiğimiz için huzur içinde yaşamak için sokağa çıkma yasağı ilan edilsin istiyoruz.Bu kadar inatçı her şeyi kaderciliğe bağlayan insanlara evden çıkmayın çağrısı işlemez.Hz Ömer şam da veba hastalığı olduğunu duyunca bulunduğu yerden uzaklaşmış.Neden gidiyorsunuz sorularına da Allah ın kaderinden yine Allah ın kaderine kaçıyoruz demiştir.Ee inandığımız dinimiz de de tedbir almanın doğru olduğu vurgulamışken bu inat neden ? 65 yaşındaki birey sokağa çıkamaz 65 yaş altı herkes zorunlu olmadıkça çıkmasın mantığını nasıl doğru bulalım ? 30-40 vs yaşlarındakı bir taşıyıcının evdeki 65 yaş üstü yani risk grubuna bulaştırmayacağının garantisi var mı ? Bizler bu işin uzmanları ve siyasetçiler ekonomistler kadar bilgi ve donanıma sahip değiliz tamamen halk ağzıyla aile muhabbetleri ile eleştiri ve yorum yapıyor da olabiliriz.Haksız olduğumuz kafamızın basmadığı konularda mutlaka vardır.Ama bir avuç insan kaldı ülkesini, insanlarını, hayvanlarını, doğasını, seven korumaya çalışan her acıya duyarlı olan toplumun refahı için fiziksel ruhsal mücadele eden onların ışığı sönmesin bırakın yaşayalım.

sözlük yazarlarının moralini bozan şeyler

seh
Yeterince kendim olamamak.Hayır rol yapmıyorum ama tam olarak ben değilim bu biliyorum.toplumun ailenin yarattığı ben olmaktan şikayetçiyim.sanki saçlarım lastikli bir tokayla sıkıca bağlanmış gibi.arada lastiği gevşetmek hatta saçları özgürce salık bırakabilmeli insan.istediğim uçuk sınırsız bir özgürlük değil.Neden bilmem özgürlüğünde sınırı olması gerektiğine inananlardanım.Her şeyin fazlası zarar.Bize biçilen rollerin dışına çıkamayacaksak neden var olma mücadelesi veriyoruz ki .Yıllarca etrafına umudu aşılayan biri olarak bu hengamede ben de artık yavaş yavaş umudumu kaybediyorum.Umutsuzluğum yeni doğmuş bir bebek, yorgunluğum Adem ile Havva dan beri sanki.Hepimizin bu kadar mutsuz olmasının sebebi kendimiz olamamak olmak istediğimiz konum ile olmak zorunda olduğumuz konumda galip gelen hep zorunluluklarımız.sevgili Frida demiş ki; içimde kırk kadın kırkı da yabancı kırkı da öteki.benim ki de o hesap.

hem alçak hem yüksek gönüllü insan

seh
Başlığın güzelliği bu tür insanların az olduğu gerçeğini değiştirmiyor.O kadar az ki bırakın ikisini birini bile bulmak çok zor.Herkes kendini beğeniyor, kendini övüyor, herkesin burnu kaf dağlarında, herkes iyilik meleği, herkes fedakar, herkes ahlaklı, herkes bilgili-zeki ama kimse kendini yüceltmenin aslında daha çok düşürdüğünün farkında değil.herkes bu kadar mükemmelse kim bu çürük elmalar ? Mütevazi olmanın, yüce gönüllü olup herkesi her şeyi hoş görmenin güzelliğini farkedemeden ölüp gideceğiz.Anneme bazen iltifat ediyorum ne kadar güzelsin diyorum .55 yaşında ama hala utanıyor, yanakları kızarıyor kendi kızına bile mahçup hissediyor.Yine yineliyorum ne güzelsin annem.Ne güzelsin ki hala utanıyorsun güzelliğinden.Biz çağdaş bir toplum olalım derken bizi biz yapan bütün değerlerimizden yavaş yavaş koptuk, kopuyoruz.Umut sulanmayı bekleyen bir çiçek gibi hazırda bekliyor olsa da yarına dair umutlarımızı kaybetmek için çok sebebimiz var.Yine de sulayalım biz umudu belki yeşertiriz içimizdeki ahlak, edep, görgü, tohumlarını.

ironi

seh
Anlaşılmadığı zaman gereksiz duyar kasmaya sebep olur.Aslında sözlük ortamında ironi olduğunun anlaşılmaması doğal karşılanabilir.çünkü burada kimse kimseyi tanımıyor.Doğal olarak bir konuda ironi mi yaptığını her zaman anlamayabiliriz.Ama mesele bu değil mesele; yargılamak insanların fikirlerini küçümsemek kendi doğrusunu herkesin doğrusuymuş gibi kabul ettirmek şahsen rahatsızlık duyduğum ve duyarlı olmam gereken bir konuda ironi yapılmadığından emin olmadıkça kimseyi yargılamam.Ki hiçbir koşulda yargılamayı da doğru bulmuyorum .

2020

seh
Hüsran bir başlangıç oldu.Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyemeyecek kadar dokundu acılar herkese.Uğramadığı şehir uğramadığı ülke kalmadı acının.Gündem o kadar hızla değisiyor ki neye üzeleceğine şaşırıp kalıyor insan.Deprem ve etkileri yaşamdan kopanlar deprem vergileri çürük binalar kaos vs Çığ kar kış soğuk yine hayatını kaybeden garibanlar.Şehit haberleri geride kalan gözü yaşlı aileler yüreğimizi parça parça eden ağıtlar, siyaset ve politikaları kutuplaşmalar ötekileştirmeler demokrasi ihlali vs unutuldu.Şimdide bütün dünyayı etkileyen bir virüs binlerce insan öldü, ölüyor bu da unutulcak.İnsan zamanla her şeye alışıyor ve unutuyor.somut kayıpları zor olsa da unuturuz hele o acı, o kayıp, başkasının evinde ise çok çabuk unuturuz.Unutulmayacak unutulmaması gereken tek bir şey var kaybettiğimiz insanlığımız .Asla unutamam sınır kapılarında yasam mücadelesi veren bebeleri, şehit haberlerinin şehit sayısına göre acısının bu ölçütle değerlendirilmesini, krizi fırsata çeviren kıçı kırık bir maskeye değerinden bin kat fazla fiyat biçilmesini.Ötekileştirenleri yargısiz infaz yapanları genellemeleri yalakaları asla unutamam.Bu hayattaki en zor eylem insan olabilmekmiş.Herkes insan olarak doğar ama aklı erdiğinde insan sıfatını alanlar sınırlı sayıda.Zor mu be koşulsuz sevebilmek.Belki de bunlar daha iyi günlerimiz .

fil sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

seh
Yozlaşmanın içinde kendini kaybeden apolitik bir nesil var gamsız, üşengeç,  pasifize.Gerçekliğin dışına itilmiş binlerce genç var.Yaşam tarzı tamamen mizah üzerine. Toplumsal konulara 2 gün duyar kasıp 3. günü goy goyunu yapacak kadar şımarık. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur, bu ifadeye kesinlikle katılıyorum Ama gerçekten giderek hasta bir toplum haline geldik. Ve bu mizah anlayışının o kadar içi boş ki.Şahsen herhangi bir düşünceyi inanışı eleştirceksem dalga geçiceksem de kendi idelojimi ters bile olsa okur araştırırım.Bilmediğim bir konu hakkında atıp tutmam. Herkes okumak zorunda değil, kültürlü olmak zorunda değil, bilinçli olmak zorunda değil, duyarlı olmak zorunda değil, ama olmak için mücadele etmek zorunda daha yaşanılır bir dünya için .

çirkin olmak

seh
Neye göre kime göre sorularını sormak için en uygun ifade çirkin olmak.modern çağın yarattığı çoğunlukla estetik harikası bireyler mi ölçütümüz.Fındık burun büyük dudak ince bel herkes aynılaşıyor.(genelde kadınlar için kullanılıyor çirkin kavramı ) Toplumun dayattığı güzellik algısı yüzünden karakteristik yüzlerden eser kalmadı güzellik dediğimiz kavramın zamana karşı yarışacak gücü yok. kaybolup gidecek bir kavram için hala çirkin olarak etiketlenip küçük düşürülen klasik kalıplara uymuyorsa beğenilmeyen ve bu durumda psikolojisi bozuk binlerce insan yaratan bi algı var ortada imkani olan kendini biçimlendirirken hem imkanı hem cesareti olmayanlar da ruh hallerinin cenaze namazını kıldırıyor.
0 /