yazarların ilk aşkı

seh
Abimin arkadaşıydı.Üstelik en yakın arkdaşım da ona aşık olmuştu.Mahallenin dedikodu oranı yüksek ailelerimiz de yarı muhafazakar o yaşta bir erkeğe aşık olma durumumuz anlaşılmasın diye takma isim kullandık ayşe dedik sevdiğimize ayşe oyle ayşe böyle :) mahallemizin kucuk bir bakallı vardi hemen üstünde onun evi her gün arkdaşlarıyla kapıda takılırlardı.sırf onu görelim diye bakkala gidiyorduk sürekli.İşin komik yanı paramız yoktu :) bakkalda olmayacağını bildiğimiz şeyleri almaya giderdik maksat onu bi kere görebilmek evimizden onların evinin balkonunu görülürdü.Yaz akşamlari sabaha kadar uyumazdım balkonda bi kerecik görürüm belki diye çocukluk aşki ama kara sevda :) bir gün yakın arkdasim dediki al senin olsun ben onu sevmicem artık sen çok seviyosun sen mutlu ol (ne kadar kolay harcadı aşkını simdilerde olsa :) )neyse ben bi sevindim bi sevindim sanki nikah masasına oturcaz öküzün benden haberi bile yoktu sonra biz azcık büyüduk liseli ergenler olduk benim saçlarımla birlikte gözümde acıldı baska taliplere baktım o okuzde yıllar sonra farketti beni (suçu yok küçükken cok cirkindim) bu sefer de ben istemedim :) simdi o evli ben hala bekarım 26. yaşımda.

çatalca

the laker
T: istanbul'un kuzeybatısında bulunan ilçesidir. YYüzölçümü bakımından en büyük ilçesidir. Zira 1291 km²'lik bir alana yayılmıştır ilçe sınırları. Nüfusu yaklaşık 73.000 olup, İETT'nin 401 numaralı otobüsleriyle Yenibosna'dan gidilebilmektedir.

sözlük profil fotoğrafı farklı olan insan

isterolsunisterseolmasn
kendi fotoğrafımızı koysak daha mı iyi olacaktı?
Veya fiziki olarak görüp, vaybe ne güzel kadın
ya da oo adama bak helâl mi diyeceğiz.
Profil fotoğrafın da kendi resminden ziyade başka bir resim v. S, görüntü kullanan insan, kendinden ip ucu verir sanırım...
Örneğin kullandığım resim ; kafam kızdığı zaman kimseyi iplemeden rahatlıkla yaptığım eylemi gösterir ve beni temsile gayette yetkili bulduğum görseldir.
Ee bundan kime ne?
Olsun yine de anlatmak istedim.
1

claude debussy

hogatha
22 ağustos 1862 doğumlu, izlenimcilik akımının en önemli temsilcilerinden, fransız asıllı bestecidir.

sanatla ve bohemlikle yoğrulmuş hayatında birçok sansasyonel ilişki yaşamış ve son yasak aşkı için eşini terk edip, yaşadığı ortamı bile terk etmiş ve eastbourne'e yerleşmiştir. 23 mart 1918' de paris hava saldırıları sırasında hasta yatağından kalkamadığı için ölmüştür. kendisi ayrıca bir kafede kendi bestelerinin çalındığını duyup hesap ödemeyi reddetmiş, bu yüzden mahkemelik olmuş ve mahkemenin sonucunda eserlerinin telif hakkını kazanan ilk bestekar olarak tarihe geçmiştir.

bestelerinin bazılarında bu nasıl bir ahenksizlik hissi yaşarken birden notaların akışında kaybolursunuz. bana klasik müzik anlayışının ötesinde sade ama baş kaldırmış hissini veren tek ve nadir eserleri var. kendinizi zihinsel olarak yorgun hissettiğinizde, günlük hayatın karmaşasından kaçıp sakin bir liman aradığınızda doğru adresin bu adamın eserleri olduğunu anlayacaksınız.

elbistan

saykalocist
Anne tarafından bağlı bulunduğum ilçedir.
Maraş'ın merkezine oranla yerleşimi güzel değil ve eski yapılara sahip. Şu an yeni yapılarını dağ başına yapıyorlar.
Elbistan'a giderken hep dokuz dolambaçlı yoldan geçmek ayrıca beni korkutur. Bu nedenle eve geldiğimde uzun süre kendime gelemem.
Esnafı güler yüzlü insanları da cana yakındır.
Elbistan tavası, biz her gittiğimizde yapılır. Çok güzel bir lezzeti var. Mutlaka tadın. Ayrıca fırınları çok ucuz. Yemeklerin içini hazırlayıp fırına pişmesi için gönderiyorlar. Bu bakımdan Ankara'da da olmasını isterdim.