komünistler

olsem de bute kalmasam
dünyanın açık ara en aptal topluluğu.
tek başına yeterince aptal olan bütün toplulukları bünyelerinde barındırırlar zira; feministler, veganlar ve parayla bedenini, mahremini satan varlıklara orospu değil seks işçisi diyenler gibi.
bu unsurların türkiyede yaşayan türleri türk milliyetçiliğinden nefret ettiklerinden çok daha fazla kürt milliyetçiliği aşığıdır. tamamı orospu çocuklarından oluşan kürdistan işçi partisi(pkk) örgütüne derin bir sevgi besler, "ama devlet onlara kötü davrandı sen olsan ne yapardın" şeklinde ancak beyinsiz, tek derdi bira içmek ve sevişmek olan yavşakların söyleyebileceği sözlerle bu orospu çocuklarından oluşan örgütü aklamaya çalışırlar.
suikastlerle ve terör saldırılarıyla övünür, kendi leşleri için şehit sıfatını kullanırlar. leşini alamadıkları teröristler için eylemler düzenler, twitterda tag açarlar.
realsehirli
türkiyedekiler biraz komiktir çünkü emperyalizme karşıyız derler ellerinde starbucks bardağı ile dolaşırlar
karl marx kimdir dersin hangi kitabı yazmıştır dersin bön bön bakarlar o yüzden yani komikler bence ve artık 21. yy de yaşıyoruz komünizm fln hikaye
aforozcuimam
Komunizm milliyete ve din'e düşmandır.İnsanı insan yapan bütün milli ve manevi değerlerden uzaklaştırarak sadece “insan” olmasını isteyecek kadar saçma bir ideali vardır.İnsanı insan yapan sahip olduğu değerlerdir.Irkı, cinsiyeti, dini, dili bir insanı insan yapar.SSBC'de sırf millet inancını kaldıramadıkları için Türkleri yurtlarından sürdüler, eziyet ettiler, milyonlarcasını kadın çocuk dinlemeden katlettiler. Nerede insanlık, nerede komünizm? Onlar gibi düşünmeyen herkesi düşman ilan ediyorlar.
Bunun dışında mantıksız oldukları en büyük yönleri ise eşit maddiyat duygusudur.İnsan yapısı gereği her zaman daha iyiyi ister.Yüzüklerin Efendisinde galadriel hatununda dediği gibi “insanoğlu tamahkardır”.Daha iyi bir yaşam, daha iyi iş vs. isterler.Bu tip insanlar üst bir yapıya veya bir inanca sahip olmadıları için her türlü pisliği yaparlar.Önüne 10 bin dolara koy, git şu devlet adamına suikast yap de, gidip yaparlar.Ki yapmışlıkları da vardır.Halbuki gerçek bir milliyetçi, vatansever için durum böyle değildir.Biz herşeyin üstünde vatanımızı, dinimizi ve milletimizi düşünürüz.Komunistlerin anlamadığı tek şey “değerler” topluluğunda değersizlik aşısı vurmaya çalışmalarıdır.Günümüzde varlıkları az olsa da hala “kadıköy solcusu” diyebileceğimiz bar, meyhane, ara sokak biracılarında eşitlik, adalet, özgürlük nutukları atan yeni yetmeler mevcuttur.Komunizm bu ülkede iş yapmaz, kitapsızlar moskovaya! :)

Ayrıca bir arkadaş ali şeriatinin sözünden bahsetmiş.Tam halini aşağıya bırakıyorum.Okuduğumuzu anlayalım, lütfen.
“Kendisine 'içimde Hz Muhammed ve Marx bir savaş halinde' diyen bir öğrencisine 'Müslüman olamıyorsanız Marksist olunuz' diyebilecek kadar açık görüşlü bir sosyologdur Ali Şeriati.”
7
celalsalik celalsalik
reis milliyetçiler suikastçı olmuyor gibi konuşmuşsun, ayrıca insanın değerlerinden arıtılmasını komünizmin değil modernizmin bir sonucu olarak tartışmak sanırım daha mantıklı olacaktır
aforozcuimam aforozcuimam
Bana bir tane gerçek milliyetçi söyle suikast yapmış olsun :)
celalsalik celalsalik
karşı taraf da bana bi tane gerçek kominist söyle para karşılığı adam vurmuş olsun der reis böyle argüman mı sunulur. gerçek islam gerçek sol gerçek milliyetçi gerçek vs vs direkt saçma bir tabir kusura bakma
aforozcuimam aforozcuimam
Saçma felan değil.Bizim düsturumuz budur.Komunistten vatan evladı olmaz
celalsalik celalsalik
komünistlerin de vatan evladı olmak gibi bi iddiası yok. ama sizden de olmaz. bu vatanın kurucu düşüncesi arasında said nursi dışında bildiğim cumhuriyetçi, istibdat karşıtı pek müselman yok.
aforozcuimam aforozcuimam
Bediüzzaman said nursi cumhuriyetçi miydi? Hocam lütfen daha çok saçmalamayın.Güldürüyorsunuz :)
celalsalik celalsalik
ittihatçiydi
mama le turchi
En kral sosyalist-komünist rejimi bile 30 yıl önce yıkıldı, gömüldü, bitti. Dünyanın tek gerçeği olan milliyetçilik hep baki kalmıştır, kalacaktır. Yabancı destekli fikir olmayan tek ideoloji türkçülüktür.
6
celalsalik celalsalik
türkçükük dış dünyadan bağımsız gelişen bir düşünce değildir, sanıyorum bunu bu düşünceyi inşaa etmiş üstadlar da reddetmez. ayrıcs milliyetçilik dünyanın tek gerçeği denemeyecek kadar yeni bir şeydir, imparatorluklar yıkılırkem doğmuştur ki bu da bir insan ömrü için uzun ama dünya için baya baya kısa bir vakittir.
mama le turchi mama le turchi
Denemeyecek kadar yeni bir şeydir mi :) türkçülüğün varlığı yani uzunca türk ırkçılığının doğuşu türk ırkından beri var olan bir şeydir. Milliyetçilik akımından bahsetmiyorum. Ki milliyetçiliğin doğuşu imparatorluklar yıkılırken değil osmanlıyı dahil etmiyorum hep vardı. İşgal ettiği yerlere dahi kendi milletinin bayrağını kendi milletinin kültürünü dilini götürmek milliyetçiliğin esasıdır ve tarihteki çoğu savaşta böyle olmuştur. Türkçülük kendi benliğimizi milletimizi tarihimizden güç alarak çıkan bir fikirdir. Dış dünyayla bağlantısı ise tamamen gelişmeye dayalı ve endüstriyel başarıyı istediği içindir.
celalsalik celalsalik
tribalizmle milliyetçiliği karıştırıyorsunuz gördüğüm kadarıyla, milliyetçilik öncesi dönemde bahsettiğiniz kültürü taşımak, bayrağı falanca yere dikmek ülkeleri milli bir değerden ziyade manevi değerlerle alakalı bir ülkü. sonuçta hem müslüman/türk devletleri hem de hristiyan/batı devletleri milliyetçilikten önce kendi kültlerini oluşturmuşlar, ve milliyetten çoğunlukla bağımsız bir kültür ortaya koymuşlardır. örneğin selçuklu mimarisi, osmanlı mimarisi, katolik mimarisi, edebiyatı vesairesi gibi genelde dinler, ülkeler ya da coğrafyalar gibi ortak değerlerden doğmuştur. bunların milliyete evrilmesi batının daha ileri dönemlerine bizdeyse biraz daha sonraya rastlamıştır. her ideoloji gibi bu da kendisini tarihin belli bir döneminden sonra göstermiştir ve bu değerinden bir şey düşürmez, milliyetçiliğin insanın varoluşundan beri var olmamış olması ondan bir şey eksiltmez. benim yaşantımda öyle pek fazla önem arz eden bir title değildir o ayrı.
mama le turchi mama le turchi
Türk devletleri milliyetten bağımsız mı bi kültür koymuşlar? Dalga geçiyor olmalısın. Türk islam sentezinden sonra desen bi nevi anlayacağım fakat türk devletleri hiçbir zaman milliyetten ayrı bi kültür koymamışlardır. Türkçülük yani türk milliyetçiliği, türk ırkçılığının doğuşu bu saydığın sonradan çıkmış ülkelerden daha eskiye dayanır. Orhun kitabelerine bakabilirsin milliyetçiliğin kralı orda yazıyor olmakta. Sen türkçülüğü sadece 1911'den sonra veyahut milliyetçilik akımından sonra çıktığını sanıyorsun fakat eksik bilgi. Manevi ve milli değerler arasında uçurum yoktur, özellikle saydığım uygulamalarda hiç.
celalsalik celalsalik
millet sevgisiyle modern zamanlarda ortaya çıkmış ideolojileri birbirine karıştırıyorsun. neyse şaşırmadım şehir ünide bilmeden konuşan adam çok
mama le turchi mama le turchi
Millet sevgisi değil bahsettiğim ırkçılığa dayanan milliyetçilik. Türk ırkının üstünlüğü vs. modern çağda çıkmış bi fikir değil üsttede belirttiğim gibi 1911 den sonra çıkmış bi fikir değil. Bilmeden konuşan biri varsa o da sensin araştırmadan gelip modern fikir batı etkisi diyen biriyle türkçülüğü tartışmam zaten. Git araştır sonra konuşuruz. Cahil adam.
holymokoko
Sözlüğü gökbörüler bastı herhalde. İki dakikaya insanlık tarihindeki bazı önemli olaylara yön vermiş ideolojiyi ne hale getirmişler ya. Bir umuttu fakat sovyetlerin yön değiştirmesi ve zayıflaması ile kapitalizmin güçlenmesi yüzünden son buldu diyemeyiz fakat etkisini yitirdi.
1
bakipcikcam bakipcikcam
Nasyonal sosyalizmde dünya tarihine yön vermiştir. bu onu saygı duyulacak bir şey yapmıyor ama.

pinti babanin savurgan cocugu
bir komünist olarak cihangir'de biram ve patatesimi yerken bir kez daha içlerinde bulunduğum için gurur duyduğum topluluk.

eşlik etmek isteyen olursa üzerimde deniz gezmiş montu ile che Guevara şapkası var, haberiniz olsun.
Konum: Marks Pub'
bakipcikcam
Bunca yazılara, açıklamalara, anlatmalara rağmen Türk milleti hâlâ komünistle sosyalistin farkını öğrenemedi. Sosyalistlere komünist damgası vurulduğu gibi kıpkızıl Moskof ajanlarının da sosyalist sayıldığı veya sanıldığı oluyor.

Sosyalizm, milletin iktisadî hayatını düzenlerken onun bütün fertlerinin mümkün olduğu kadar refahtan faydalanmasını sağlamaya çalışan bir sistemdir. Fakat bunu demokratik yolla gerçekleştirmek yolunda olduğu gibi millet, din, aile, hürriyet ve mülkiyeti de kabul etmektedir.


Komünizm ise, bugünkü tatbikatı ne olursa olsun milliyet, din, hürriyet ve mülkiyetin aleyhinde olduğu gibi iktidara geçmeyi de zorbalıkla başarmak isteyen düşünce tarzıdır. Gerçi bunu söktürememiş ve mülkiyeti de, dini de, hatta milliyeti de kabul etmiş ise de son gaye olarak, cihan hâkimiyetini sağladıktan sonra yine bunları kaldırmayı deneyecek, yani insanlığın kaç bin yılda vardığı olgunluğu kökünden yıkarak manevî sarsıntılara yol açacak, teknik seviye ne olursa olsun, insanları ruh yapısı bakımından hayvanlaştıracaktır.

Komünizm, sosyalizmin türlerinden biridir. Aşırı sosyalizmdir. Hemen bütün aşırılarda olduğu gibi anormaldir.

Batı dünyası dediğimiz milletlerde (ki başlıca Finlandiya, İsveç, Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Almanya, İngiltere, Fransa, İsviçre, İtalya, Amerika ve Kanada'dan ibarettir) sosyalizmle komünizm birbirinden ayrılmıştır, karıştırılmaz. Fransa ve İtalya gibi, Batı dünyasının, ötekilerine göre biraz geri kalmış olan ülkelerinde bazen sosyalistlerin komünistlere yaklaştığı görülürse de İngiltere veya Norveç'te buna imkân yoktur. Uzun süredir sosyalistlerin iktidarda bulunduğu İskandinav memleketlerinde komünistlerin Millet Meclislerin de üçer beşer temsilcisi vardır. Bu komünistlerin de, Türkiye'dekilerin aksine olarak, Moskova taraflısı olduğu pek iddia olunamaz. Çünkü onlar sosyalizm gibi komünizmi de yalnız kendi ülkelerinin çıkarı için iktisadî bir yol diye düşünürler.


Demokratik hayatın pek yeni olduğu, sık arızalara uğradığı için oturmadığı ve hilesiz olarak ancak 1950, 1954, 1961 ve 1965 seçimlerinin yapıldığı Türkiye'de sosyalizmle komünizmin karışması veya karıştırılması bir dereceye kadar haklıdır. Fakat aydın tabakanın bu ikisini ayırt edememesinde başka sebepler vardır.

Yıllardır millî terbiye görmeden ve daima kolaylığa alıştırılarak yetiştirilen genç kuşaklar çetin hayat savaşındaki güçlükleri yenemedikleri, zorluğa gelemedikleri için kolay bir çıkarın ardına düşmekte; kimisi manevî ve yarınki bir bahtiyarlığı vaad eden nurculuk gibi din kisvesindeki safsataya yönelirken, bir takımı da maddî ve bugünkü bahtiyarlığı vaadeden komünizm herzesine kapılmaktadır. Bir tek ilâçtan mucizeli, kesin ve çabuk şifa bekleyen ağır hastalar gibi, ruh ve düşünce sefaleti hastalığına batmış iradesiz gençler de “sosyalizm” dedikleri komünizmden bir Zatî Sungur harikası beklemektedir. Kendisinde olmayıp da başkasında olanı kıskanmak gibi şuur kaybettirici buhranlar bu gençleri inkâra yöneltmeye bir defa başlayınca da artık inkârın sınırı kalmamaktadır.

Sınırsızlık, kendisini sosyalist sananların farkına varmadan komünist inançlarını benimsemesinde de göze çarpıyor. Kollektif çiftlik istiyor. Sebep: Toprak ağasının halkı sömürmesi… Ticareti devletleştirmek istiyor. Sebep: Tüccarın vurgunluluğu… Bütün bunlar pire için yorgan yakmak değil de nedir? Dünya, sosyalist rejimlerin kötülüğünü ortaya koyan örneklerle doluyken hâlâ direnmenin mânâsı Moskova uşaklığından başka ne olabilir? Bugün sosyalist Doğu Almanya ile kapitalist Batı Almanya'nın ölçüştürülmesi sosyalizmin aczini, rezaletini, ahmaklığını belirtmek için kâfi değil mi?

Polonya ile Fransa'yı yahut Çekoslovakya ile İngiltere'yi karşılaştırırsanız notunuzu hangisine verirsiniz?


Şimdiye kadar kapitalist ülkelerden sosyalist ülkelere yalnız birkaç ajan ve casus kaçtı. Sosyalist ülkelerden kapitalist ülkelere kaçanlar ise yüz binlerle sayılıyor. Sosyalist budalaların iddia ettiği gibi bu yüz binler, ticarî vurgun yapmak için mi Batıya kaçıyor? Kafatasının içinde biraz beyni olan bir insan bunun ne demek olduğunu anlamaz mı?

Türkiye'de şimdi bir sosyalizm modası çıktı. Sosyalizm Türkiye'yi kurtaracak tek yolmuş. Sosyalizm solculukmuş. Solculuk ileri düşünceyi temsil ediyormuş. Atatürk de solcu imiş. Hatta Muhammed Peygamber de solcu imiş. Bütün bu gülünç iddialar fikrin sefaletini gösteren sayıklamalardır. Büyük harfin nerelerde kullanılacağını bilmeyen liselilerin çikleti, liseli kültür ve seviyesini aşamayan üniversitelilerin sakızıdır. Sosyalizm şarkısı söyleyen sabıkalıların geçmişini bilmeyen sözde aydınların rüyasıdır. Komünizmin Rusya'da ne yaptığını, Çekoslovakya'ya ve Macaristan'a nasıl girdiğini, girdikten sonra ilk önce, kendilerine zemin hazırlayan sosyalistleri yok ettiğini bilmeyen zavallıların hülyasıdır.

Komünizm kanser gibidir. Yıllarca acı vermeden, belirti göstermeden bir gövdeyi kemirir. Ağrı başladığı zaman artık geç kalınmıştır. Bunu, daha önlenebilecek durumda iken ancak uzman hekimler seçebilir. Ortada ağrı sızı yok diye uzman hekime inanmayanların işi dumandır.

Türkiye'de kaç komünist vardır, biliyor muyuz? Bunu Millî Emniyet Servisi bile bilemez. Onun bildikleri göstermelik zavallılardır. Gazetelerde sütun sahibi olan maskaralardır. Aşağılık duygusu içinde kıvranan yozlardan. Hücreler kuran emirberlerdir.

Fakat kendini belli etmeden devlet kademelerinde çalışan, zamanla terfi ederek yükselen, devletin can alacak noktalarına yerleşen kızılları bilen var mı? Bunlar Kızıl ordunun gelişinde kilit yerlerini tutacak elemanlardır. Bazıları ömürleri boyunca bir iş yapamadan yaşar. Fırsatı yakalayan onu kullanmaya çabalar. Gizli gizli yaptığı ajanlıkları da kimse bilmez.


Tarihin en muhteşem budalası olan Roosevelt'in yardımcısı Wallace'ın ve Irak devlet başkanlığına kadar yükselip 1963'te karşı ihtilâlla öldürülen Kasım'ın da komünist oldukları neden sonra anlaşıldı. Kasım, Harb okulu öğrencisi iken gizli komünist teşkilâtına girmiş, hiç açık vermeden generalliğe ve devlet başkanlığına kadar yükselmiştir.

Demek ki vatan hainleri devlet başkanının yardımcılığına ve hatta devlet başkanlığına kadar yükselebiliyor. Bütün bu adamlar kendilerine sosyalist diyorlardı. Tıpkı bizdeki sâbıkalılar gibi. Uzun söze ne hacet? Komünist Rusya bile kendisine “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği” demiyor mu?

Sosyalist maskesiyle devlet başkanlığına kadar yükselen ve kendi vatanını yıkmaya çalışan komünistler bizi, bizi değil aydın geçinen, sosyalizmi matah sanan, gözleri bulananları düşündürmelidir. Bu sosyalistlerin kaçı gerçekten sosyalisttir? Kaçı ajandır?

Bugün özellikle üniversiteliler arasında görülen sosyalizm merakı; bilgiye, incelemeye, okumaya, yurt sevgisine değil, modaya dayanan bir nevheveslikten başka bir şey değildir. Tıpkı sakal bırakmak, Amerikan sığır çobanlarının pantolonunu giymek gibi bir moda… Üniversiteli oldukları halde üniversiteli kafası olmayan, karşı fikirden habersiz, müsamahaya kabiliyetsiz olan bu gençlerin sosyalist veya komünist olmasının hiçbir değeri yoktur. Bu sosyalistler yarın aynı kolaylıkla nasyonal sosyalist de olabilecekleri gibi yarın hayata atılıp onun şamarını yedikten sonra da iyice ayılacaklar, hele aralarında iyi kazanç sağlamayı başaranlar için sosyalizm eşkıyalıkla aynı anlama gelecektir.

Fransız üniversitelerinde pek çok kralcı vardır. Fakat krallık üniversitenin duvarları içinde esen tatlı bir havadır ki pek seyrek olarak üniversite bahçesinden sokağa taşar.


Bizde sosyalizmin çirkin olan bir tarafı milliyetçiliğe arka çevirip kozmopolitliğe kayması ve komünizme kapı görevini görmesidir. Karşımızdaki her üç sosyalistten birinin kıpkızıl komünist yani vatan haini olduğu muhakkaktır. Bunu ayırmak mümkün olmadığı içindir ki sosyalistlere daima şüphe ile bakılmaktadır. Gerçi en azılı komünistlerin, üzerlerine sosyalist şüphesini dahi çekmeyen sinsi kimseler olduğu bilinmektedir. Fakat en azılı komünisti bilememek, komünist olması ihtimali bulunanlara karşı uyanık davranmaktan bizi alıkoyamaz.

Yukarda Irak Başkanı Kasımı anlattık. Kasım hem komünist hem de Kürttü. Böyle olduğu içindir ki yalnız Iraktaki Türklere karşı değil, Araplara karşı da büyük bir kinle davranmış, elinden gelen fenalığı ardına koymamıştır. Bu da yabancı ırktan birini kendi başına geçirmek gafletini gösteren ve gösterecek olan milletlere tarihin kanlı bir dersidir.

Komünistler her zaman bir devletin başına geçemezlerse de profesör, öğretmen, savcı, hâkim, kurmay, mebus veya bakan olabilirler. O zaman millî yapıda bunların yapacağı yıkıma sınır çizmek güçtür.

Farazi örneklerle anlatalım ve konu olarak Türkiye'yi alalım:

Bir komünist edebiyat öğretmeni şunları yapar: Türk edebiyatının bütün değerlerini sinsi sinsi kötüler. “Bunlar, arı Türkçe dururken karışık bir dil kullanmışlardır; kendi milletlerini sevmedikleri için böyle davranmışlardır; milletin derdiyle hiç ilgilenmemişlerdir.” der. Kasten en kötü şiir örneklerini seçer ve öğrenciyi tesir altında bırakır. Sonra Yunus Emre'yi ve basit halk şairlerini alır. Yunus'un tasavvufî beynelmilelciliğini ideal örnek diye gösterir. Halk şairlerinin yoksulluktan bahseden, beğlerden yakınan parçalarını alarak bunlardan kendi kötü maksadına göre hüküm çıkarır. Öğrencinin kafasında sınıf kavgası düşüncesini uyandırır. Yabancı edebiyatları överek Türk milletinin aşağı olduğu sonucuna doğru sinsice gider. Özellikle Rus edebiyatını ön plana alır. Öğretmenine büyük değer veren öğrenci onun her dediğini büyük bir gerçek diye kabullendiğinden artık mesele hallolunmuş ve bir çocuk kaybedilmiştir.

Bir aralık, Hasan Ali'nin Maarif Vekilliği zamanında solculara hazırlatılmış lise edebiyat kitapları vardı. Burada seçilen parçalar hep idam, öldürme, cinayet gibi çocukların içini karartacak parçalardı. Osmanlı vezirlerinin gayrı Türk olanları seçilerek çocuklara “Türklük yetmiş iki milletten karmadır” düşüncesi aşılanıyordu. Cinayet sahneleriyle kendi tarihinden ve milletinden soğutulmak isteniyordu. Bunu hazırlayan vatan hainleri Türk çocuklarındaki millî bağları kopararak onları Moskova için yemlik haline getirmek gayesini güdüyorlardı. Bunu yaparken uşaklığını ettikleri Moskova'nın, insanlık tarihinin en iğrenç cinayet ve ahlâksızlık trajedisine konu olduğundan habersiz görünüyorlardı.


Bir komünist tarih öğretmeni de şöyle davranır:

Tarihimizin kahramanlarını kan dökücü olarak alır. Savaşın gerektirdiği ölümleri cinayetler diye telkin eder. İnsanlığın bir gün ebedî barışa kavuşacağını, savaşların iptidaî birer barbarlık olduğunu söyleyerek çocukların kendi geçmişlerine olan güvenini sarsar. Büyük şahsiyetlerin erdemlerini unutmuş gözükerek yalnız kusurlu taraflarını sayıp döker. Büyük insanlar olarak yalnız yabancı milletler tarihinden örnekler verir, sinsi sinsi dinle de alay ederek manevî bağlardan birini daha baltalamaya çalışır. Milletlerin kardeşliği türküsünü söyler.

Bir komünist yazarın davranışı da şöyle olur:

Memlekette sınıf kavgasını kışkırtır. Bir yanda milyonerler varken bir yandan da açların bulunduğunu söyler ve bir iki tablo çizer. Bu tablo doğru olduğu için okuyanlar yazara hak verir ve her zaman böyle doğru yazacağını sanır. Ondan sonra yavaş yavaş mübalağalı yazılar yazmaya, yalan söylemeye başlar. İstatistikler uydurur. Millî servetin yüzde şu kadar büyük bölümü şu kadarcık kişinin elindedir der. Evvelce bir iki defa herkesin bildiği gerçekleri yazıp güven kazandığı için bu yalanlarına da inanılır. Derken milliyetçilere saldırmaya, onları milletin gözünden düşürmeye çabalar. Tarihî şahsiyetleri kötüler. Kötüleyemeyeceğini benimsemiş gibi görünerek onun da tam bir sosyalist olduğunu iddia eder. Yalanları yüzüne vurulunca hiçbir cevap vermez. Aldandığını itiraf etmek mertliğini göstermez. Yüzü kızarmaz. Bir insanın komünist olmasının şaşmaz kriterlerinden biri de utanmazlığıdır.

Komünist savcı veya hâkimin işi ise daha korkunçtur: Komünistlerin suçunu örtmek, kanunların inceliklerini kızıl ajanlar lehine kullanmak.

Bunu anlamaya imkân var mıdır? Hâkimin vicdanî kanaati deyince akan sular durur. Bir memleketin Hukuk Fakültesi komünist yuvası durumuna düşmüşse ve demokratik zaruretler yüzünden bunlara göz yumuluyorsa o ülkenin geleceğini kestirmek için kâhin olmaya lüzum yoktur.

Hele Iraklı Kürt Kasım gibi, Türkiyeli bir Türk Memo yahut İbo da Harb okulunda iken komünist olarak ve Harb Akademisini bitirerek bir kolordunun kurmay başkanı veya bir tümenin komutanı ve hele Genelkurmayda Harekât Dairesi Başkanı olursa bir savaş sırasında Türk ordusunun ihanet yüzünden uğrayacağı bozgunun tahayyülü bile akıllara durgunluk verecek kadar korkunç olur.

Bu kadar sözden maksat komünistlere karşı uyanık olmayı ve onların daima sosyalist maskesiyle gezdiğini hatırlatmaktır.

Biz bu kadarını yapabiliriz. Daha çoğunu su başında oturanlar düşünsün. Demokrasi, anayasa, hukuk devleti, kanun, insan hakları gibi teranelere kapılarak tedbirde kusur edenleri tarih bağışlamaz. Tarihin cezası tüyler ürperticidir.

Hüseyin Nihal atsız

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol